Sürgün geldi; Çok Sevdi; Bir Daha Gitmedi


17 Mart üniversitemizin kuruluş yıl dönümüydü. 2006'da kurulan üniversitemiz bugün bölgesinde güçlü ve saygın bir üniversite.

Amasya'ya sürgün olarak gelen; fakat Amasya'yı memleket bilen üniversitemizin tarihine, acı tatlı anılarına tanıklık eden bir isim var: Yrd. Doç Dr. M. Hikmet Develi yani nam-ı diğer Hikmet Hoca. İsmini duyan herkesin saygıyla hafiften eğildiği; öğrencilerinin '10 numara Hoca' diye tanımladıkları Amasya Üniversitesinin çınarı. 45 yıllık öğretmen Hikmet Hoca, OMÜ'ye bağlı olduğu dönemlerden bugünlere gelişine tanıklık etmiş üniversitemizin.

17 Mart'ta üniversitemizin 8. kuruluş yılını kutladık. Öğrenci sayısı 11 bini bulan, akademik ve fiziki olarak hızla büyüyen Amasya Üniversitesini ve yaşama dair edindiklerini bir de Hikmet Hocamızdan dinleyelim.

hikmet hoca1

- Hocam nasıl bir ailede doğdunuz?

7 Temmuz 1947 tarihinde Erzincan'ın Refahiye ilçesinde doğdum. Fakir bir aile. Baba terzi, anne çok inançlı bir ev hanımı, tek gayesi hayatı devam ettirebilmek. 7 kardeşiz. İlkokulu ortaokulu Refahiye'de okudum. Babam terzi olmamı istedi. Abimin  çabalarıyla okudum.

- Nasıl bir çocukluk?

Başı kabak ayağı yalınayak çok yaramaz bir çocuktum,  dayak yemediğim öğretmen kalmadı. Kar tünelinin içinden geçerek okula giderdik. Annelerimiz eskilerden bir hırka dokumuşsa deymeyin keyfimize. Aile fakir bütçeye katkı sağlamam lazım. Dağlardan odun taşıdım. Çıraklık, kalfalık yaptım. Şimdiki bolluk nerede kahvaltıda herkese bir açık çay verirdi annem yanında da tandır ekmeğini yersin ve kalkarsın. Okula gidilecekse okula, tatilse dağa oduna. Sırtımızda çam kozalakları toplar getirirdik. Biraz daha büyüyünce evin odun ihtiyacını tamamen ben karşıladım.

Ortaokuldan sonra bir yıl okuyamadım hayatımın en karanlık dönemidir o bir yıl. Terzi olmak istemiyordum, okumak istediğimden emindim kitaplara çok düşkündüm, zeki de bir çocuktum hani. Derken Tunceli'de öğretmen okulunu kazandım. Öğretmen okullarının başarılı öğrencilerini seçip İstanbul Öğretmen Okuluna gönderiyorlardı. Beni de İstanbul'a gönderdiler. Liseyi başarılı bir şekilde bitirip Fen Fakültesine girdim. 6 branştan birinde okumak zorundasın matematiği seçtim.

Tabi o dönemler karışık 68 kuşağıyım ben. Olaylar, anarşizim had safhada ülkede. Olaylara karışmak istemesen de olaylar çekiyor seni. Aile fakir para pul gelmiyor,  özel ders vererek okudum, öğretmen okulunda ütücülük yaptım. Ailemden 5 kuruş almadan bitirdim okul hayatımı. Üniversite bitince 10.5 yıl mecburi hizmet yapmak zorundasın. Mecburi hizmeti yapmadan kaçıp askere gittim.

- İlk görev yeriniz neresiydi?

Askerden dönünce Gaziantep'in İslahiye ilçesinde ilk öğretmenliğime başladım. Yeni açılmış bir liseydi ve tek öğretmen bendim. 11 ayrı derse giriyordum. Öğrencilerimin yaş ortalaması benden fazlaydı. Onlarla baş etmenin tek yolu ilkeli ve prensipli olmak, canın pahasına taviz vermemek bir de akademik olarak dolu olmaktı. Bunları deneyimleye deneyimleye öğrendim.

O zaman öğretim daha nitelikliydi bilime karşı daha doluydu. Dağarcığı doldurmak gerekiyordu. Şimdi sınava yönelik bir eğitim sistemi var.

İslahiye sonrası Erzurum'a atandım. O ara da evlendim. Erzurum'dan çalkantılı bir dönem sonrası Amasya'ya sürüldüm. Sürgün olarak geldim; ama ben burayı çok sevdim. 13 yıl şimdi UZEM'in yeri olan lojmanda kaldım; çocuklarım bu bahçelerde büyüdü, çocuklarım toplumla barışık insanlar oldular.

hikmet hoca 2

- Sevilen hoca olmanın sırrı ne? Üniversitemizde de çok seviliyorsunuz Hikmet Hoca denince akan sular duruyor.

Öğrencilerim benden başta korkarlar. Ama beni tanıdıktan sonra başıma çıkar keratalar. Severseniz sevilirsiniz. Ben o çocukları kendi çocuğum gibi sevdim, hiç birine ayrım yapmadım. İdeolojik dönemlerde bile bunu yapmadım. İlkelerini kendiniz geliştiriyorsunuz. Eğer doğru ilke geliştirdiyseniz o sizin önünüzü açar. Orada o çocuklarla baş etmek, onlara kendini sevdirmek kolay değildi. Hala beni ziyaret ederler.

Gençleri çamurdan çıkarmak lazım tökezleyen çocukları ayağa kaldırmak gibi mutluluk verici bir şey yoktur.

Kitapta yazanlar var bunları bilirsiniz ama kitapta yazmayanları yaşayarak öğrenirsiniz. Özveriliyseniz kendi kendinize öğrenirsiniz; ama içinizde çocuk sevgisi yoksa hiçbir sey öğrenemezsiniz. Çocuk sevgisi olmayan çocuk yetiştiremez; İlkeli, prensipli, örnek davranışlı olacaksınız. Üniversite gençliğiyle empati kurabileceksiniz, kendinizin de o yaşlardan geçtiğini unutmayacaksınız.

- Gelelim Amasya Üniversitesine

Tam 80 ihtilali Amasya Meslek Yüksekokuluna geldim. Dağılan Eğitim Enstitüsünün tüm işlerini bana verdiler her taraf darmadağınık, öğrenci dosyalarını yerlerden topladım. Çok zor günlerdi. Enstitüde 5 yıl müdür yardımcılığı yaptım. Sonra müdür oldum. Sayımız az kadromuz az,  bir odada 7 kişi tıkış tıkış oturuyoruz. Malzeme sıkıntılarımız var.

Uzun yıllar Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı kaldık. Samsun bizden çok uzaktı. Gözden uzak olan gönülden de uzak oldu. On beş yirmi top kağıdı bile almakta sıkıntılar yaşardık. Öğrencilerimizden para toplayarak sınav kağıdı aldığımız zamanları biliyorum. Uzaktan kumandalı sistem çok zordu kısacası.

2006'da ise fiilen kurulduk. 2006'dan sonra ise açık söyleyeyim 4 yıl üniversite yerinde saydı. Teşkilatın şemasını çizmek yetmiyor içini dolduracaksın. Akademik birimlere atamalar yapılmadı. Binalar yetmez içini akademik olarak geliştireceksin. Liyakatlı insanları getireceksin, özverili çalışacaksınız; mesela 2011'e kadar üniversitenin -e tabanı yoktu düşünebiliyor musunuz? Çekirdeği güzel kuracaksınız ki akademik kadroyu güçlendiresiniz. Zeki ve ahlaklı olacaksınız Atatürk de öyle demiştir ya. 2011 den sonra üniversite olarak kendimizi bulduk.

hikmet hoca3

-  Üniversitemizdeki hocaların çoğu sizin öğrencinizmiş.

Tabi tabi. Çoğu hocamız buraya geldiklerinde 23 - 24 yaşlarındalardı. Rektörümüz mesela 94 yıllında asistan olarak geldi. Rektörümüze bakıyorum genç ama 30 yıl tecrübeli bir insanın duruşuna sahip. Yöneticilik, hocalık biraz yetenek işidir de. Bu yönetim liyakatla geldiği için liyakat sahibi olanlara da yol açtılar; çünkü kendileri öyle geldiler. Buradan yetiştiler, buradan ekmeklerini buldular, burada aile kurdular, buranın havasını soludular, bırakmazlar burayı etle tırnak gibi oldular. Üniversite bir aile gibi olmalı, ailede insanlar anlaşamazsa fikir birliği yoksa aile dağılır, huzur kalmaz.

- Yöneticilik nasıl başladı? İdarecilik zor olsa gerek?

Daha öncede çok idarecilik yaptım. 2006'da emekli olmayı planlarken beni bırakmadılar; 'Hocam taşın altına elini sokacaksın' dediler. Yine beni zayıf yerimden yakaladılar, biz de taşın altına elimizi soktuk. Üniversitenin gelişimi için alınan yol bir takım oyunudur. Herkes bu takımda elinden gelenin en iyisini yaparsa geleceğe güvenle bakabiliriz.

- İdarecilik mi hocalık mı?

 Hocalık esastır gerisi teferruat. İdareciliğin sırrı ise taraf tutmamaktır, taraf tutmuyorsanız korkmayın. Hiç kimseyi es geçemeden elimizden geleni yapmak zorundayız.

- Gençlerle çalışıyorsunuz, sosyal medyayla aranız nasıl?

Kendimi yeniliyorum, gelişmelere açığım ama maalesef sosyal medyayla aram iyi değil ama aktif kullananlara da hayranlık duyuyorum. Gençler bilimsel noktalarda bizi çok solladı fakat biz de acı tatlı tecrübelerle gençleri fersah fersah solluyoruz.

hikmet hoca4

Bir etkinlik için üniversitemizde bulunan minik öğrencilerle sohbet eden Yrd. Doç.Dr. Hikmet Develi  ''Kültürel etkinliklerde de  üniversitemiz çok yol aldı, üniversitede öğrencilerin cıvıldaması bile çok güzel'' dedi.

 - Bilge bir duruşunuz da var; kitaplar sayesin de mi?

Açıkcası eskiden daha çok okurdum. Gençliğimde çok okudum. Yaşar Kemal'i severim. Divan edebiyatı okurum. Necip Fazıl, Nazım Hikmet okurum. Onlar bir değerdir, hepsini severim, hiçbirini ötekileştirmedim, kişiliklerinden ziyade sanatlarını sevdim.

Okuduğunuz her şey aklınızda kalmaz gibi görünse de davranış yapıyor davranış geliştiriyor. Gençlerimiz okusun.

Derslerimde, sınavlarımda Türkçenin kullanımına çok önem veriyorum. Bu gençler yarın öğretmen olacaklar dillerine sahip çıkacaklar ki bunu öğrencilerine de anlatabilsinler

- Zor bir çocukluk, gençlik; çok şey yaşamışsınız. Geçmişiniz sizde nasıl izler bıraktı?

Geçmişi özlüyorum bunu samimi söylüyorum. Kuru ekmek yediğimiz günleri özlüyorum. Bir hırka bir lokma mantığı vardı. İhtiyaçlarımız azdı. Hayatın başka türlü stresleri azdı. Kasabamızda elektrik yoktu, komşuluklar güzeldi. Babam atık şişelerden fanus yapardı. O ışığın altında ders çalıştık. Kış gecelerinde mahallenin güzel öykücüleri masallar anlatırdı. Kavurga denilen bir kuruyemiş yerdik. Şimdi binlerce dertle boğuşuyoruz.

Güzel yaşadım. Bir çağı yaşadım adeta, kendimi birkaç yüzyıl yaşamış gibi hissediyorum. Enflasyonları, darbeleri, ihtilalleri, demokrasilerin geliş gidişlerini, karneleri, yokluğu, teknoloji devrimini her şeyi yaşadım.

- Torunlarla aranız nasıl?

Çocukları çok severim. Bizim ailede her yeni doğan çocuk prens, prenses olur. Torunlarımla çok oynarım tabi ama onların dünyası çok farklı teknolojik oyunları seviyorlar. Bizim gibi körebe, uzun eşek oynayalım hevesleri yok.

- İş dışında vaktiniz nasıl geçiyor?

Bir köpeğim var. Adı Garip, sokaktan geldi onunla ilgilenirim, bahçe işleri yapmayı da severim.

- Amasya'ya sürgün olarak gelmenize rağmen burayı çok sevmişsiniz.

Amasya çok güzel bir şehir, buranın insanını çok sevdim de kaldım. Amasyalı, üniversiteyi sadece gelir kapısı olarak görmek dışında üniversitenin onlara çok farklı imkanlar sunacağını da bilmeli. Ne koyarsan aşına o gelir kaşığına. Üniversitenin çığ gibi büyümesi herkesin faydasına olur.

- 17 Mart üniversitemizin kuruluş yıl dönümüydü neler söylemek istersiniz?

Üniversitemiz çok iyi bir yolda bütün katmanlarıyla birlikte. Akademik yönetim, idari birimler, yakaladığı ivme, bilimsel yayınlar, her bakımdan iyi yolda bunu devam ettirebilmek lazım. Samimi olmak, ufak hesapların peşinde olmamak lazım. Herkesin elinden geleni yapması gerekiyor.

- Gençlere ne mesaj vermek istersiniz?

Dürüst, prensipli, çalışkan olsunlar. Bireyselleşmeyip olaylara toplumsal açıdan bakabilsinler. Bizler sadece kendimiz için yokuz toplum için de varız. Bunun da bilincinde olsunlar. Gençler toplumun asli unsurudur. Buna yakışır şekilde kendilerini donatıp, yapılandırabilsinler. Uyanık olsunlar, haklarını meşru yollardan istemeyi bilsinler. Ayrıca sade olalım, olmaz hedefler koymayalım. Mütevazı insan sevgisiyle dolu olalım.

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü