Soğuk Hava ve Kalp Hastalıkları İlişkisi Üzerine


Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre sağlık; biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. İçinde yaşadığımız dünyada ailemiz, evimiz, arkadaşlarımız, çevremiz, hava şartları dahil olmak üzere bir çok etmen sağlığımızı etkiler. Sonbahar ve kış mevsimiyle birlikte sıcaklıktaki düşüş kişilerin sosyal yaşamında, psikolojisinde ve organizmasında birtakım değişimlere sebep olur. Bu mevsimlerde kişinin şeker düzeyi, tansiyon değerleri, kalp hızı, kanın akışkanlığı, beyin aktivitesi, iskelet sisteminin hareket kabiliyeti, mide-bağırsak alışkanlıkları, deri gerginliği gibi hayati fonksiyonlarında değişimler olur.

Üniversitemiz Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Kardiyolog Yrd. Doç. Dr. Abdulkadir Çakmak yoğun kış şartları yaşadığımız şu günlerde soğuk hava ve kalp hastalıkları ilişkisi üzerine açıklamalarda bulunup kalp-damar hastalıklarından korunmada yaşam tarzının önemine değindi.

abdulkadir-cakmakkkk

Soğuk Hava ve Kalp Hastalıkları Oldukça İlişkili

Diyet, egzersiz, sigara içimi, psikolojik ve fiziksel stresler, çevresel faktörler yaşam tarzı kavramı içerisinde yer almakta olup değiştirilebilir olmaları açısından önemlidir. Eylül 2013'te Hollanda'nın Amsterdam şehrinde düzenlenen Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) toplantılarında çevresel faktörlerden olan soğuk havanın  kalp krizi üzerine etkisine dair yapılan geniş ölçekli bir çalışmanın bilimsel sonuçları dikkatleri çekmiştir.

Uluslarası Ecs Kongresi 2013 verilerine göre Belçika'da yapılan bu çalışmada 16 bin hasta 3 yıl boyunca takip edilmiş ve hava sıcaklığında  10 ⁰C düşüşün  kalp krizinde yüzde 7 oranında artışa sebep olduğu bulunmuş. Sıcaklık düşmesi derideki soğuk reseptörlerini ve sempatik sinir sistemini aktive eder. Soğukta aynı zamanda pıhtılaşma faktörlerinin kan düzeyleri, kanın pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerinin (trombositler) sayısı ve damar içi pıhtılaşmayı sağlayan sistemlerin hepsinde artış olur. Kan plazma miktarı ve kan akışkanlığı ise azalır. İşte tüm bu faktörler kalp damar hastalıklarının ana unsuru olan pıhtılaşmaya eğilimin artışına sebep olur.

Aynı kongrede sunulan bir diğer çalışmada ise 100 binin üzerinde kişide yapılan araştırmalarda,  35-80 yaş aralığında hastalar izlenmiş, bu hastalarda kış aylarında kalp damar hastalıklarının oldukça arttığı gözlenmiştir. Bu hastaların ocak ayındaki kiloları, sistolik (büyük) ve diyastolik (küçük) tansiyonları ağustos ayındaki değerlerle karşılaştırılmış ve ocak ayındaki değerler yüksek bulunmuştur. Bu veriler soğuk mevsimlerde kalp ve damar hastalıkları için alınacak önlemler için daha hassas olunması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Koroner kalp hastalığı bulunanlar (balon, stent, by-pass öyküsü olanlar) soğuk havaya maruz kaldığında angina pektoris (göğüste ağrı, rahatsızlık hissi) ortaya çıkabilir. Soğukta aşırı hareket, zorlayıcı efor ise kalp krizini tetikleyebilir.

Kalp yetmezliği bulunan hastalarda soğukla birlikte  vücut sıcaklığının 35 ⁰C nin altına düşmesi (hipotermi) en önemli ölüm nedenlerindendir. Bilinçte bozulma, reaksiyonlarda azalma, uykuya eğilim bu tür durumlarda hasta yakınlarının dikkat etmesi gereken unsurlardır.

Soğuk hava hem tansiyonu hem de kalp hızını arttırır. Tansiyon değerlerindeki artış özellikle hipertansiyon hastaları için önemlidir. Kullanılmakta olan tedaviye özen daha da arttırılmalı ve doktor kontrolleri aksatılmamalıdır.

Yaş gruplarına göre bakıldığında özellikle çocuklar ve yaşlılar (65 yaş üstü) soğuğun olumsuz etkilerine karşı daha korunmasızdırlar. Normal vücut ısısını koruma mekanizmaları bu iki grupta yeterli değildir. Ve tehlikeli hipotermiye yatkındırlar. Sıcaklık değişimlerine (10 ⁰C ve üstü) mümkün olduğunca maruz kalmamaları sağlanmalıdır. Çünkü soğuk rüzgar veya  kar veya yağmur derinin dış tabakasındaki ısının kaybolmasına sebep olur. Bu da hayati organlarda ısı kaybı sonucunu doğurur.

Soğuk havanın bu olumsuz etkilerinden korunmak için neler yapılabilir?

-          Beslenmeye dikkat edilmeli, C vitamini yeteri kadar alınmalı, kış sebzeleri uygun miktarlarda tüketilmeli, besin değeri yüksek çorbalar içilmelidir.

-         Isıyı vücutta tutabilmek için tek kat kalın giysiler yerine birkaç kat giyinmek önerilerin başında gelir. Böylece ısı giysi tabakaları arasında hapsedilir. Baş, kulak, eller ve ayaklar önemli ısı kaybı noktalarıdır. Kulakları da saran başlık ve eldiven kullanmak önemlidir. Ayaklar sıcak tutulmalıdır.

-          Soğuğa veya dışarı çıkılacaksa alkol alınmamalıdır. Çünkü alkol deri damarlarında genişleme yapar. Bu başlangıçta  ısı artışı olarak algılanır ve vücut, zaten soğuk olan havada, hayati organlardan ısı kaybını başlatır.

-          Tamamen aç olarak veya aşırı yemek yemiş olarak soğuğa çıkılmamalıdır. Soğuk havada fiziksel aktivite kalbin üzerindeki iş yükünü arttırır.

        Herhangi bir sebeple dışarıda bulunulduğunda ani ve zorlayıcı efor ve hareketlerden (hızlı koşma, ağır bir şeyler taşıma, kar/buz kürüme vs.) kaçınılmalıdır. Bu hareketlerde aşırıya kaçılması kalbe ciddi zararlar verebilir. Doktor tarafından tavsiye edilen egzersiz ve yürüyüşler açık havada, soğukta, rüzgar/kar/yağmur varken değil; sıcaklığın sabit olduğu kapalı alanlarda, spor salonlarında yapılmaya çalışılmalıdır.

 Kardiyoloji Uzmanı Yrd. Doç Dr. Abdulkadir Çakmak

Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi

 

 Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü