Ramazan Ayının Üç Sevinci


ali rıza ayar

"Sıcak İçimizi Yaksın, Oruç Da Günahlarımızı…"

İslam'ın beş şartından birisi olan oruç tutmak, Ramazan ayının en önemli parçasıdır. Ramazan kelimesi, bir yaklaşıma göre Arapça'da "güneşin kumları yakması veya kızgın yerde yalınayak yürümekle ayakların yanması" anlamına gelir. Buradan hareketle oruçlunun belirli ölçüde zorluk çekmesi doğaldır. Varsın içi yansın ama yeter ki bu yangın, günahlarını yaksın.

Kur'an'la şereflenen bu aya, Kur'an ayı da denilmektedir. Hz. Peygamber, bu ay için "mübarek bir ay" ifadesini kullanmış, İslam dünyasında ise bu aya "sabır, ibadet, rahmet, mağfiret ve bereket ayı" gibi özel isimler verilmiştir. Çünkü oruç, çok yönlü bir sabır pratiğidir. Her türlü alışkanlıklara ve nefsin arzularına direnme eğitimidir. Bunun için oruçlu kişi, bir tezekkür halinde, hep oruçlu olduğunu hissedecek, asla gaflete düşmeyecektir. Münakaşa ve kavga ortamına çekilmeye çalışıldığı durumlarda dahi "ben oruçluyum" deme kararlılığını gösterecektir.

Dini kaynaklarımızda geçen şekliyle Ramazan'ın başlıca özellikleri şunlardır:

1- Kur'an'da, aylardan sadece Ramazan zikredildiği gibi bir de bizim bildiğimiz önemli gecelerden sadece Kadir Gecesi zikredilmektedir. Kadir Gecesi, Kur'an'da bin aydan daha hayırlı diye nitelenir. Hesaplanırsa bin ay, ortalama 83 yıl kadardır. Öyle ise bu geceyi tam manasıyla ve samimi bir şekilde ihya eden Mümin, en uzun bir ömür kadar sevap alacak demektir.

2- Oruç kavramının Kur'an'daki karşılığı "savm" kelimesidir. Savm, sözlükte "tutmak ve korumak" anlamına gelir. Kelime anlamı üzerinden hareket ettiğimizde sadece ağzı değil, tüm organlarımızı istenmeyen eylemlerden alıkonulması istendiği anlaşılmalıdır. Aksi halde Allah'ın elçisi Hz. Muhammed'in (as) "Nice oruçlu vardır ki onlar sadece aç kalırlar" uyarısıyla karşı karşıya kalmak mümkündür.

3- Ramazan gecelerinde teravih namazı önemli bir özellik taşır. Çünkü inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek bu namazı kılan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağı, bizzat Hz. Peygamber tarafından müjdelenmiştir.

4- Fıtır sadakası bu ayda verilir. Bu bağış, bir nevi doğum günü hediyesi veya yaradılış vergisi demektir.  Fıtır, fıtratla bağlantılı olarak insanca yaratılmanın ihsanı ve bağışı anlamına gelir. Bayram günlerinden önce verilmelidir ki alan kişiler, bayram sevinci yaşayabilsinler. Ayrıca bu ayda sevapların katlanacağı inancı, zekâtların da verilmesini artıracaktır.

5- Bu ayın son günlerinde itikâfa girmek gibi çok ulvi bir imkân doğar. Peygamberimiz Hz. Muhammed (as), Medine'de Ramazan'ın son on gününde sürekli itikâfa girmiş, mescidin bir köşesinde günlerini zikir ve tefekkürle geçirmiştir. Onun bu hassasiyeti, ümmetine örnek olma ve Kadir Gecesi'ni isabet ettirme çabasını yansıtmaktadır.

Kur'an ayı olarak Müslümanlar, bu ayda daha çok Kur'an ile buluşmalıdırlar. Belki bu anlamda toplu veya ferdi bir şekilde uygulanan mukabele ve hatim indirme gayretleri sayesinde, bir yıllık hayatlarıyla yüzleşme durumuna gelirler.

Ramazan orucunu tamamlayan bir mümin, üç sevinci böylece gerçekleştirmiş olur: a) Her günün akşamı iftar sevinci, b) Ayın sonunda bayram sevinci, c) Hak edilen af ve bağışlanma sevinci. Zira Ramazan ayının evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluştur. Böyle bir fırsatı on bir ay bekleyip değerlendiren Mümin kardeşlerimize ne mutlu!

                                                                                                                                Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Ayar

                                                                                                                                   Amasya Üniversitesi

                                                                                                                                     İlahiyat Fakültesi