Öğretim Üyelerinin Dil Yeterliliklerini Geliştirme Projesi II


Bilim ve akademik çevrelerin uluslararası boyutta kullandıkları ve bilimsel araştırmalarının paylaşıldığı yayınların ortak dili büyük oranda İngilizce veya Almanca. Akademisyenlerimizin bilimsel alanlardaki gelişmeleri takip edebilmeleri, kendi çalışmalarını başkalarının bilgisine sunabilmeleri için kendilerini bu dillerde yazılı ve sözlü olarak ifade edebilme becerilerini geliştirmeleri gerekiyor. Bu amaçla "Öğretim Üyelerinin Dil Yeterliliklerini Geliştirme Projesi II" kapsamında 37'si İngiltere,  6'sı Almanya olmak üzere toplam 43 akademisyenimiz;  farklı bir kültürel ortamda günlük yaşam ve akademik çevreler bazında dil becerilerini yaşayarak geliştirmek amacıyla bu ülkelere gönderildiler. Akademisyenlerimiz önce 25 saatlik bir yüz yüze hazırlık programına katıldılar. Türkiye'de aldıkları bu ön-eğitim ana dili İngilizce ve Almanca olan uzmanlar tarafından verildi. Akademisyenler bu ön-eğitimde hedef kültürde karşılaşabilecekleri çeşitli kültürel sosyal durumlar hakkında da bilgi edindirildiler.

Bir aylık eğitimden sonra yurda dönen akademisyenlerimizin ortak görüşü ise; yurtdışı dil eğitiminin oldukça faydalı ve verimli geçtiğini belirttiler.  En büyük problem olarak aile yanı konaklamalarda karşılaşılan sıkıntıların olduğundan bahsettiler. Yemek kültüründeki farklılık sebebiyle aile tarafından sağlanması gereken yemek hizmetinden faydalanamadıklarını belirttiler. Aile yanında konaklama dışında otel, pansiyon ya da yurtlarda konaklama gibi farklı seçeneklerinde sunulması gerektiğini belirten hocalarımız oldu. Eğitimin daha faydalı olabilmesi için sürenin bir aydan daha fazla olması gerektiği konusunda  hem fikirler; fakat bir ay da olsa yurtdışında dil eğitimi almış olmanın son derece faydalı olduğunu belirttiler. Farklı kültürleri tanımış olmak ve yurtdışı deneyimin kendilerine katmış olduğu özgüven ise cabası...

dil1

Proje kapsamında yurtdışına giden beş hocamıza sorduk…

Doç. Dr. Özgen Korkmaz / Teknoloji Fakültesi / Bilgisayar Mühendisliği Bölümü

1-   Hangi ülkeye gittiniz?

İngiltere/Londra

2-    Genel olarak gittiğiniz ülke-şehir ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Genel olarak çok pahalı bir şehir olmakla birlikte gezilmesi, görülmesi gereken çok fazla yer vardı. Çok fazla yabancı uyruklu insan olduğundan İngilizce pratik açısından bir takım dezavantajları da vardı.

3-   Gittiğiniz ülkede herhangi bir uyum sorunu yaşadınız mı, program süresince ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Trafiğin ters olması bir süre zorladı. Ancak kısa sürede alıştık. Onun dışında bir uyum sıkıntısı yaşamadım.

4-   Bu süreç içinde yaşadığınız en ilginç anı neydi?

Pratik yapmak için şehri gezerken en çok Türk vatandaşlara rastlamak (Gülüyor)

5-   Yaşadığınız bu tecrübe hayatınıza ne kattı?

İngiltere gibi bir ülkeyi görmek tanımak önemliydi. Ayrıca sahip olduğum dil becerilerinin temel iletişim açısından yeterli olduğunu fark etmek öz güvenimi artırdı.

6-   Dil pratiğini geliştirmek için gittiğiniz ülkede dilinizi geliştirdiniz mi? Gitmeden önce nasıldı, şimdi nasıl?

Dil becerilerini geliştirmek için bir ay yeterli bir süre olmamakla birlikte, mevcut düzeyimin ne olduğun farkına varmam açısından çok yaralı oldu.

7-   Son olarak, gittiğiniz ülkeyi tercih etmeyi düşünenlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Biraz pahalı bir şehir. Ama gitmeye görmeye değer pek çok zenginlik mevcut. Yine gitme fırsatım olsa yine Londa'yı tercih ederim. 

---------------------------------------------------------------------------------

Yrd. Doç. Dr Oktay Eser / Eğitim Fakültesi / İngiliz Dili Eğitimi Bölümü

1-  Hangi ülkeye gittiniz?

Almanya/ Berlin

2-   Genel olarak gittiğiniz ülke-şehir ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Berlin'e gitmekle Berlin'de kalmıyorsunuz. Gerek dil okulunun çevre gezileri gerekse hafta sonları kendi rotanızı çizerek çevre şehirler ve ülkelere seçenekleriniz var. Polonya ve Çek Cumhuriyeti kısa sürede ulaşılabilecek yerler. Berlin, Almanya tarihinde İkinci Dünya Şavaşının izlerini taşıyan bir şehir. Almanlar da o dönemle yaşananlarla yüzleşmek istiyorlar; ama bence süreç hala devam ediyor. Yeşil ve çevreci bir şehir olan Berlin'de Berlin Duvarı ve Sachsen Toplama Kampı insanı o atmosfere çekiveriyor. 180'e yakın müzenin bir kısmı bu tarihi geçmişe yönelik. New York City'deki Central Park'tan çok daha büyük Tiergarten adında bir park kentin yeşil yüzünü hissettiriyor. İçinde çok fazla göl bulunan kent, su havzalarını temiz tutmaya da özen gösteriyor. Doğal halde korunan bu göllerde yüzmeye gitmeden dönmemek lazım. İnsanları güvenilir ve işlerini profesyonelce yapmaya özen gösteriyorlar. Devletin vatandaşları ile kurduğu ilişkide vatandaşa güven ve vatandaşın beyanı önemli. Bunu en basitinden toplu taşımaya binerken bir kontrol olmamasında görebilirsiniz.

3-  Gittiğiniz ülkede herhangi bir uyum sorunu yaşadınız mı, program süresince ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Program sürecince birlikte kalacağım aile ile bağlantının kurulması ve dil okulundaki ilişkiler açısından bir sıkıntı olmadı. Ancak, ev ile okul arası oldukça uzak ve birkaç aktarma ile ancak varılabiliyordu. Berlin metro sistemi büyük bir ağ. Bir ay boyunca metro haritasını yanımdan ayırmadım.

4-  Bu süreç içinde yaşadığınız en ilginç anı neydi?

İlerde de hatırlamak isteyebileceğim birçok anım oluştu. Kaldığım ev, dil okulu, çevre gezileri, Berlin'de Türklerin durumu gibi. Bunlardan biri ev sahibi ile ilgili. Kaldığım ev, dil okuluna uzaktı ama Berlin'in müstakil evlerinin bulunduğu güneydoğu kısmındaydı. Bahçesine "Burası benim cennetim" diyen bir ev sahibim vardı. Bahçe işlerini yoğun işleri arasında dinlenmek için yapıyordu. Bir hafta sonu kendisine yardım ettim. Çok yorucuydu. Sonucu ise akşamüstü mangal yaparak kutladık.

5-  Yaşadığınız bu tecrübe hayatınıza ne kattı?

Dünya başkentlerinin bir tanesinde bir ay kadar yaşama fırsatı yakalamış oldum. Bir dili, kültürü ve o anı yaşandığı şekliyle görebildim.

6-  Dil pratiğini geliştirmek için gittiğiniz ülkede dilinizi geliştirdiniz mi? Gitmeden önce nasıldı, şimdi nasıl?

Dil okulunda orta seviyede bir kitap bitirdik. Haftada 26 saatlik bir eğitim aldık. Dil pratiğini okulda ve okul dışında yapmak mümkün. Kültür dersleri de sunuluyordu. Düzey belirlemeyi yazılı ve sözlü olarak iki şekilde test ediyorlar. Ancak, sözlü test daha öncelikli yer tutuyor. Dili ve kültürüyle yabancı bir yerde olduğunuzu içselleştirip ilk haftadan sonra siz de daha rahat bir katılım sağlıyorsunuz. Bu ziyaretlerden biraz daha fazla verim alınmak isteniyorsa gidenin en azından başlangıç düzeyini daha önceden almış olması bu içselleştirmeyi kolaylaştıracaktır.

7-  Son olarak, gittiğiniz ülkeyi tercih etmeyi düşünenlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Almanya, gelişmiş bir ülke olarak sınıflandırılan ve güvenli bir ülke. Farklılıklarla gelen zorluklara değil, zenginliğe odaklansınlar. Ülkemiz nüfusunun ancak yüzde 12'sinin bir yabancı dili olduğunu ve ancak yüzde 8'inin yurtdışına çıkabildiğini bilsinler. Ömürlük bir deneyim bu. Bu deneyimin yanına başka ülkeleri de koyarak zenginleşmeye devam etsinler. Dünya küçük değil, kendi dünyamız küçük.

dil3

Yrd. Doç. Dr. Süleyman Dirik / Fen-Edebiyat Fakültesi / İstatistik Bölümü

1-  Hangi ülkeye gittiniz?

İngiltere/Londra

2-   Genel olarak gittiğiniz ülke-şehir ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Şehir çok güzel ancak benim bulunduğum bölge olan güney bölgesi hoş değildi.

3-  Gittiğiniz ülkede herhangi bir uyum sorunu yaşadınız mı, program süresince ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Mutlaka uyum sorunu yaşıyorsunuz; örneğin yemeklere alışamamıştım. Kaldığım ailenin ciddi temizlik problemi vardı.

4-  Bu süreç içinde yaşadığınız en ilginç anı neydi?

İlk gün götürüldüğümüz evde bir odada iki kişi kalacaksınız dediler; ama çift kişilik tek yatak vardı. Garip geldi bize, bunun yanlış olduğunu konuştuk, daha sonra sorunu çözdük.

5-  Yaşadığınız bu tecrübe hayatınıza ne kattı?

İnsanlar arasındaki kültür farklılığını daha iyi görme fırsatı verdi.

6-  Dil pratiğini geliştirmek için gittiğiniz ülkede dilinizi geliştirdiniz mi? Gitmeden önce nasıldı, şimdi nasıl?

Daha iyi olabilirdi. Sınıfımız 14 Türk (mesai arkadaşlarımız), bir Çinli ve bir de  İspanyol'dan oluşuyordu. Hocamız 70 yaşındaydı. İngilizce telaffuzumuza katkısı oldu; ancak Türkçemiz daha çok gelişti. (Gülüyor)

7-  Son olarak, gittiğiniz ülkeyi tercih etmeyi düşünenlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Arkadaşlara tavsiyem Londra değil de sahil şehirlere gitsinler

-----------------------------------------------------------------------------------------

Hale Yetim / Eğitim Fakültesi / Eğitim Bilimleri Bölümü

1-  Hangi ülkeye gittiniz?

İngiltere/Cambridge

2-   Genel olarak gittiğiniz ülke-şehir ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Tarihi ve çok kozmopolitlik bir şehir. Dünyanın her tarafından insanlar var.

3-  Gittiğiniz ülkede herhangi bir uyum sorunu yaşadınız mı, program süresince ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Kaldığım ailenin yanında ilk iki hafta kendimi çok kötü hissettim. Çünkü ev sahibim kolejde çalışmasına rağmen çok yaşlı, kuralcı ve ev çok kirliydi, yemekler çok kötüydü. Program sürecinde yaşadığım en büyük zorluk ilk gün okula giderken kaybolmamdı. Okulun yerini ancak iki saatte bulabildim. Çünkü yüklenici firmanın maillerimize atmış olduğu okul adresi doğru değildi. Okul adresi konusunda yanlış bilgi verilmişti. Bu durumu okula gittiğimde oradaki yetkililerle de görüştüm ve onlar da gereken notu aldılar. Bence, Türkiye'deki yüklenici firma bilgilendirme konusunda eksik ve işi yeteri kadar takip edip gereken özeni göstermiyor.

4-  Bu süreç içinde yaşadığınız en ilginç anı neydi?

Asıl ders hocam Mino'dan öğretmenlik adına çok şey kazandım ve dünyanın her yerinden arkadaşlarım oldu ve onlarla hala mailleşiyorum.

5-  Yaşadığınız bu tecrübe hayatınıza ne kattı?

Özellikle ders hocam Mino bana pozitif olma ve öğretme şekli hakkında çok şey kazandırdı ve bunu mesleğimde kullanmayı düşünüyorum.

6-  Dil pratiğini geliştirmek için gittiğiniz ülkede dilinizi geliştirdiniz mi? Gitmeden önce nasıldı, şimdi nasıl?

Evet geliştirdim. İyi bir kurdan başlayıp, bir kur atlayarak diplomayı aldım. Özellikle konuşamadığımı düşünüyordum ama aslında ne kadar rahat konuşabildiğimi gördüm.

7-  Son olarak, gittiğiniz ülkeyi tercih etmeyi düşünenlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Kesinlikle gitmeleri gerekir; yeni kültürleri tanımak yeni arkadaşlıklar kurmak ve kendilerini geliştirmeleri açısından çok güzel bir deneyim olacağını düşünüyorum.

-------------------------------------------------------------------------------------

Metin Hakverdioğlu / Fen-Edebiyat Fakültesi / Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

1-  Hangi ülkeye gittiniz?

İngiltere/Londra

2-   Genel olarak gittiğiniz ülke-şehir ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Londra, özellikle şehir planlaması ile dikkatimi çekti. Şehre park yapmak yerine, parkın içine şehir yapmışlar. Gerçekten her mahallenin yüz ölçümü kadar parkı olması, her evin bahçeli olması çok etkileyici. İnsanların daha huzurlu ve stressiz olmasını sağlayan hususlardan biri budur. Kütüphaneleri de oldukça dikkat çekici özelliklere sahip. Örneğin haftanın her günü 0 - 6 yaş çocukları kütüphanede bir saat eğlendiriliyor. Çocuklar erken yaşlardan kütüphanenin atmosferini soluyorlar. Her mahallede kütüphane olması da ayrı bir anlam taşıyor.

3-  Bu süreç içinde yaşadığınız en ilginç anı neydi?

Bence en ilginç anı "kendi kitabımı British Library'de görmem" oldu. Türkiye'de pek çok kütüphanede olmadığına emin olduğum kitabım, Londra'da karşıma çıktı. Dünya başkenti olmak iddiası herhalde bu olsa gerek.

4-  Yaşadığınız bu tecrübe hayatınıza ne kattı?

Dünya çok genişken insanların birbirini "yerim dar" diye rahatsız etmesi çok anlamsız. Orada, şehrin yayılma sistemi şunu söylüyor: "Dünya çok geniş ve bizim için kullanılacak alan neredeyse sonsuz, o halde şehrimizi yayalım, parkımızı, bahçemizi ihmal etmeyelim'' Gerçekten de her mahallede nerdeyse aynı standart yakalanmış; mahalle büyüklüğünde parklar, bebeklere bile açık kütüphaneler, bahçeli evler, iyi işleyen bir trafik, her dine ait ibadethaneler var. Sonuç ise birbirine gülümseyen ve "günaydın", "özür dilerim", teşekkür ederim" diyen bir toplum. Bu seyahatle, "Bizim toplumumuzda mayası bulunan bu güzellikleri tekrar canlandırmak en önemli hedefimiz olmalı" görüşüne vardım. 

5-  Dil pratiğini geliştirmek için gittiğiniz ülkede dilinizi geliştirdiniz mi? Gitmeden önce nasıldı, şimdi nasıl?

Evet geliştirdim. Özellikle pratik kullanım hususunda çok yararlı oldu.

6-  Son olarak, gittiğiniz ülkeyi tercih etmeyi düşünenlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Londra'ya gidecek arkadaşlara tavsiyem, bu şehrin niçin dünya başkenti olduğunu anlamaya kafa yormalarıdır. Çünkü şu anda binlerce Çinli genç bu sırrı çözmek için Londra sokaklarındalar. İlkokuldan üniversiteye kadar her yaşta Çinli, Londra sokaklarında bir şeyler arıyor, acaba ne olabilir diye kendimize sorarak gezelim.

dil2

 

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü