Emek, Sabır, Sebat Başarının Üç Anahtarıdır


Sanatçı kimliğiyle de tanıdığımız Amasya Vali Yardımcımız Nevzat Sinan, Atatürk ve Gençlik isimli tablosunu Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay'a hediye etti. Biz de kırk bir yılını bu ülkeye hizmet ederek geçirmiş, Türkiye'nin dört bir yanında görev yapmış, hayat felsefesiyle her daim öğretmen olan Nevzat Sinan ile 24 Kasım Öğretmenler Gününde bir röportaj yaptık; hem de Rektör Hocamızın odasında asılı o tablonun hikâyesini sorduk.

NS3

Nasıl bir çocuktunuz? Nasıl bir ailede büyüdünüz? 

Annem ev hanımı idi, annemin ciddi sağlık sorunları vardı, temel eğitimini almış akıllı bir kadındı, eğitime düşkündü. Kendi becerileriyle terziliğini geliştirmiş ailesinin geçimine katkı sağlamış bir kadındı. Tabi çok uzun yaşamadı, çok genç yaşta öldü.

Babam ise köy enstitüsü mezunu bir öğretmendi; köy enstitüleri biliyorsunuz bu ülkenin kalkınmasında gelişmesinde Kurtuluş Savaşından sonra çok önemli bir işlevi olan kurumlardır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında ülkenin okuma yazma oranı yüzde 3'lerdedir. Kurtuluş Savaşı esnasında da bu yüzde 3'ün yarıdan fazlası da şehit olmuştur. Savaş bittiğinde ise kalkınma için en önemli seferberlik eğitim seferberliğidir. Binalar yapılır, yollar yapılır, demir yolları yapılır; ama bir toplumu inşa etmenin en önemli aracı eğitimdir. Bunun için o zamanın büyükleri Atatürk'ün etrafında böyle bir eğitim modeli geliştirdiler. Bu eğitim modeliyle kırsal alandaki dünyada ne olup bittiğini bilmeyen çocuklardan bir eğitim ordusu oluşturdular. Bu çocuklar hem okudular hem de okudukları yerleri yaptılar. Hayvanlarını kendileri yetiştirdiler, arıcılığı öğrenip bal yaptılar. Babam da o sistemin içerisinde yetişti. Mahmut Makallar, Fakir Baykurtlar babamın arkadaşıydı.

NS6

Günümüzün taşımalı eğitimini nasıl buluyorsunuz?

Tabi Köy Enstitüleri çok geride kaldı artık; daha modern bir çağdayız. Köylerimizde nüfus azaldı. Günümüzün taşımalı sistemini ben kaymakamken de çok eleştirdim; çünkü taşımalı sistemde çocukları taşıyoruz; ama köye bilgi taşıyamıyoruz. Esasında öğretmenin vasıtasıyla köye de bilgi taşıyorduk. Biz sandık ki eğitim modelini köydeki çocukları bir merkeze topladığımız zaman daha ucuza gelir oysaki bu daha pahalıya mal oldu. Ayrıca devletimizin imkânları artık gelişti; çocuklarımızın, gençlerimizin kalacakları, barınacakları yerleri yapabilir, bu yapılmadığı takdirde o boşlukları maalesef farklı unsurlar doldurdu.

Üniversiteler için de böyle bir değerlendirme yapabilir miyiz, taşradaki üniversitelerin şehir içinde olması karşılıklı etkileşim açısından önemli midir?

Tabi, Amasya Üniversitesi; Çorum, Tokat'taki gibi daha dar alanlardaki üniversitelerin şehir üniversitesi haline gelmesi önemlidir. Üniversite şehirde olup bitenden şehrin sorunlarından haberdar olmalıdır. Eğitime gelen çocukların da bunlardan haberi olmalıdır. Oradaki ihtiyaca göre eğitimde değişimler yapılmalıdır. Amasya Üniversitesin şehrimize katkısını kim inkâr edebilir ki!

Tekrar çocukluğunuza dönersek kaymakamlık çocukluk hayaliniz miydi?

İlkokulu babamın mesleği dolayısıyla birçok yerde okudum. Liseyi Çankırı'da bitirdikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesine girdim. Siyasal'da okuyanlara çok özenirdik.

Biz aslında 78 kuşağız. Bu kuşakta eğitim görmek zordur, bir yandan sıkıyönetim, bir yandan askeri olaylar. Ayakta kalma mücadelesine kapılmışız, sokaklar güvenli değil, her sokak başında olaylar var. Evine sağ salim girebildiğin zaman diyorsun ki bugünü kurtardım. Böyle bir ortamda okulu bitirip kaymakamlık sınavlarına girdim.

NS5

Benim okuduğum ilkokulun karşısında kaymakam lojmanı vardı; lojmanın bahçesinde rüzgârda kendi kendine sallanan bir salıncak vardı. Biz okuldaki çocukların hepsi o salıncakta sallanmayı arzu ederdik; sırf onun için hepimiz kaymakam olmayı istemişizdir. İçlerinde sadece ben kaymakam oldum.

Salıncak metaforu kaymakam olunca sizi nasıl etkiledi?

Kaymakam olunca fark ettim ki kaymakamlık lojmanlarının hemen hemen hepsinde salıncak var. Görev yaptığım yerlerde çocukları çağırır onlarla bir anlaşma yapardım. Bu salıncakta istediğiniz kadar sallanabilirsiniz; ama çiçeklerime basmayacaksınız ve sırayla sallanacaksınız, benim kızım da bu sıraya uyacak diye; onlarda bu anlaşmaya uyardı.

Sonra bahçedeki salıncağı söktürdüm ilçenin içerisinde bir yere çocuk bahçesi yaptırdım o salıncağı da içine koydurdum. Diğer çocuklar da benim kızım da o parka gitmeye başladı.

Kaymakamlığa ilk Van Gevaş'ta başladım. Sonra Elazığ, Tunceli, Bingöl, Edirne, Muş, Rize Çanakkale, Sivas, Afyon, Kırşehir, Denizli derken Türkiye'nin dört bir yanında kaymakamlık, vali yardımcılığı görevlerinde bulundum. Ben bu ülkeyi seviyorum, bayrağımın dalgalandığı her yerde seve seve görev yaptım. Güzel yaşadım güzel insanlar tanıdım. Ülkemiz çok güzel bir ülke; bu ülkeyi benim kadar iyi bilen bir insan az bulunur, ülkemin her yerini dolaştım, ülkemizin her şeyinin çok güzel olduğuna şahit oldum.

Resme olan merakınıza gelirsek, onlarca resminiz var, odanızın her tarafı resimlerinizle dolu. Bir tür ahşap yakma tekniği olan progravür tekniğiyle resimlerinizi yapıyorsunuz. Resimlerinize göz attığımda bir Türkiye panoraması görüyorum. Resimlerinizle şehir şehir dolaşırken aslında bir anı defteri mi tutmayı mı amaçladınız?

NS4

Ben resimlerimde hayatımı yaşattım. Her sabah odama geldiğimde şöyle bir göz atarım, bütün geçmişim gözümün önündedir film şeridi gibi geçer. Bazı illerde yaptığım bazı illerde yapamadığım şeyler var; dolayısıyla yapamadıklarımı da görürüm; resimlerimde özeleştirimi yaparım, resimlerim benim için aynı zamanda da ders niteliğindedir. Onların içerisinde muhasebe vardır, kayıtlar vardır, alkış vardır, üzüntü vardır, resimlerimle eşyalarımı naklederim oradan oraya. Üzüldüğümde, öfkelendiğimde resme sığınırım.

Bütün resimlerinizde kahverengi tonları hâkimken sadece Türk Bayrakları kırmızı.

Çünkü ben bu mesleğe bu bayrağın altında girdim ve bu bayrağın altında olan her yerde görev yaptım. Dolayısıyla bayrakta hiçbir tahribata değişikliğe tahammülüm yoktur.

Sanatçı incedir, duygusaldır. Sanat; bürokrasinin gri yönünü yumuşatıyor mu?

Yumuşattığı doğrudur, sanatçı olarak bir defa etrafını görmek zorundasın, çevreni görmek zorundasın, çevreni gördükten sonra dünyaya bakış açısında değişiklik olmaması mümkün değildir. Dolayısıyla olaylara daha aklıselim olarak kavrayabilirsiniz, daha iyi görebilirsiniz. Ben bir resmi yaparken küçücük bir ayrıntıya saatlerce bakabilen bir insanım; dolayısıyla hayatın içerisine de daha yakından bakabiliyorum bu avantajı sağlıyor.

NS5

Geçtiğimiz günlerde Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay'a Atatürk ve Gençlik isimli bir tablo hediye ettiniz. Bize bu resmin hikayesinden bahseder misiniz ?

O resim esasında Atatürk'ün o zamanın gençlerini etrafına aldığı bir resimdir; ama ben resmi yaparken küçük değişiklikler yaptım. Resimde bugün de yaşayan bazı insanları resmettim, mühendis bir arkadaşım vardır o resimde, Rektörümüzün gençlik fotoğrafından esinlendiğim hali Atatürk'ün hemen başının üst tarafındadır. Aslında resimdeki kişiler semboliktir, asıl vermek istediğim mesaj Atatürk düşüncesinin daimi olmasıdır. O resimdeki gençler büyüyecek yerine başka gençler gelecektir.

EVZATSİNAN2

O resimde yer almanın formülü nedir peki?

Gençlere o mühendisin, rektörün yerinde sen de olabilirsin; bunun için çok çalışman gerekiyor. İyi insan olman gerekiyor, iyi insan olmanın anahtarı sabırdır, sebattır ve emektir. Hiç başka bir anahtara gerek yok. Hayatı boyunca bunu uygulayan insanın kötü olması mümkün değildir.

24 Kasım Öğretmenler Gününü geçtiğimiz hafta kutladık. Sayın Valim bu bağlamda gençlere öğretmenlere ne mesaj vermek isterseniz? Sabır, sebat, emek dediniz, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Şimdi üniversitemizin hangi bölümünden çıkarsa çıksın her öğrenci bir öğretmen olarak çıkacaktır. Mühendis çıksa da öğretmen olacaktır, doktor çıksa da öğretmen olacaktır, eğitim bölümünden çıksa da öğretmen olacaktır; çünkü biz onları topluma önder olarak yetiştiriyoruz. Önderler toplumu eğitmek zorundalar, öğrendiklerini öğretmek zorundalar. Dolayısıyla ben sadece mesleği öğretmen olanların değil topluma öğretmenlik yapan herkesin öğretmenler gününü kutluyorum.

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü