Doğum Sempozyumu Amacına Ulaştı


Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü tarafından düzenlenen Doğum Sempozyumu; üniversitelerden, Sağlık Bakanlığı ve sağlık kuruluşlarından alanında uzman sağlık çalışanlarının katılımıyla,  İpekköy Yerleşkesi konferans salonunda  gerçekleştirildi. İki gün süren sempozyumda üniversitemiz; normal doğum, doğal doğum, sezaryen kavramlarının tartışıldığı, doğum biçimlerine ilişkin kanıta dayalı verilerle desteklenen bilimsel tartışmalara ev sahipliği yaptı. Oturumları dikkat ve ilgiyle takip eden öğrencilerimiz ve diğer katılımcılar, her bir oturum sonu yapılan tartışmalara sorularıyla katılmış ve karşılıklı soru cevap şeklinde yürütülen bilimsel tartışmalar hem öğrencilerimize hem de sahadan gelen ebelerimize büyük katkı sunmuştur.

ebe1

Ebelere Yatırım Yapmak Sağlıklı Ve Varlıklı Bir Milleti Taahhüt Eder

Beş oturumda tamamlanan sempozyumun her bir oturumunda, doğum biçimlerine ilişkin farklı konu başlıkları ele alınarak, alanında uzman kişilerce bilimsel paylaşımlar yapıldı. Sempozyumda, normal doğum ve doğal doğuma ilişkin kavramsal boyut ve tarihsel sürecin ele alındığı ilk oturumunda, Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı'ndan Dr. Filiz Aslantekin "Geçmişten Günümüze Doğum Biçimleri" ve Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Handan Güler, "Normal Doğum, Doğal Doğum: Kavram ve Felsefesi" başlıklı sunumlarıyla katıldılar. Ebelik ve doğuma ilişkin tarihsel süreçte yaşanan dönüşümlere ve değişen doğum biçimlerine vurgu yapan Aslantekin, konuşmasını Uluslararası Ebelik Konfederasyonu ICM'nin "Ebelere yatırım yapmak, sağlıklı ve varlıklı bir milleti taahhüt eder" sözleriyle tamamlamdı. Doğal doğumun kavramsal boyutunu sunan Güler, doğumda gebenin süreçte aktif yer alması gerektiğini ve her annenin mutlu bir doğum deneyimiyle evine dönme hakkı olduğunu söylemiştir. Ayrıca, gebenin doğum dalgalarıyla baş etmesi için hidroterapi, masaj, müzik, terapötik dokunma, sıcak ve soğuk uygulamalar, hayal kurma,  solunum teknikleri, odaklanma, hareket ve pozisyon değiştirme, aroma terapi, akupunktur ve akupres, TENS ve hipnozgibi gevşemeye yönelik yöntemleri kullanmanın önemini vurgu yaptı.

ebe2

Anne Ve Bebek İçin Gereklilik Olmadıkça Vaginal Doğum Önerilmelidir

Eylemde Uygulanan Müdahaleler ve Karar Verme Süreçleri başlıklı 2. oturumda, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan "Sezaryen İle Doğum Endikasyonları ve Sezaryen Zamanlamasıyla İlgili Kanıt Temelli Yaklaşımlar" başlıklı sunumuyla yer aldı. Akhan sunumunda, sezaryen oranlarının tüm dünyada artış gösterdiği, sezaryene gerek duyulma nedenleri, sezaryen için doğru zamanlamanın ne olduğu, isteğe bağlı sezaryen ile normal vajinal doğumu karşılaştırarak anne bebek sağlığına etkilerine yer verdi. Akhan konuşmasında, sezaryene ilişkin eleştiriler, yasal boyutu ve hatalı uygulamalar yanında, "Anne ve bebek için gereklilik olmadıkça vaginal doğum önerilmelidir", "İsteğe bağlı sezaryen 39 haftadan gün almadan, bebeğin akciğer gelişimi olmadan, yapılmamalıdır" şeklinde ACOG'un (American College of Obstetricians and Gynecologists) önerilerinden de bahsetmiştir.

Aynı oturumda Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Yrd. Doç. Dr. Aysun Tekeli Taşkömür "Doğum İndüksiyonu ve Doğumda Müdahalelere Yönelik Kanıt Temelli Yaklaşımlar" konulu sunumuyla katkı sağladı. Tekeli sunumunda doğum indüksiyonu, epizyotomi, forceps, vakum gibi doğumda yapılması gereken müdahalelerin uygulanması ve uygulanmaması gereken durumlar ile risklerine ilişkin bilgilerini paylaştı.

ebe3

Doğumda Ebeler Kilit Rol Oynuyor

İkinci oturumda yer alan bir diğer konuşmacı, Ege Üniversitesi İzmir Atatürk Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ummahan Yücel, "Sezaryene Karar Verme Süreçleri ve Teoriler" başlıklı sunumuyla katıldı. Yücel, anne ve bebek sağlığı, doğum hizmetlerinin etkin bir şekilde sunulmasında ebelerin kilit rol oynadıklarını, anne ve yenidoğan ölüm ve hastalıklarını azaltmak için ebeler ve ebelik hizmetlerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Yücel sunumunda ayrıca; Uluslararası Ebeler Konfederasyonu(ICM 2014) mesajına ve "Anne ve çocuk sağlığının korunması için sezaryen oranı  yüzde 5-15 olmalıdır" şeklindeki DSÖ'nün (Dünya Sağlık Örgütü) mesajına yer vermiştir. Sezaryen artış oranları ve sezaryene karar verme süreçlerine ilişkin teorilerden bahseden Yücel, sezaryen gibi tıbbi teknoloji artışını açıklamada tıbbi ve obstetrik nedenlerin yetersiz kaldığını ve tıbbın yükselişi, doğum medikalizasyonu ve bireysellik üzerine odaklı siyasi ve ekonomik ortamda sağlık hizmetlerinde tüketicilik vurgusunda artış olduğunu vurguladı.

ebe4

Doğuma Müdahalelerin Anne-Bebek Sağlığına Etkileri başlıklı 3. oturumda, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu, Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Alparslan tarafından "Sezaryen, Doğum Müdahaleleri ve Doğal Doğumun Yenidoğan Sağlığına Etkileri" adlı sunum yapılmıştır. Sunumda, doğumda yapılan bazı uygulamaların ve sezaryen doğumun bebeği nasıl etkilediğini tartıştı.

Epidural Anestezinin Kullanımıyla Müdahaleli Doğum  Oranları Arttı

Türkiye'de Doğal Doğum Uygulanabilirliği ve Kanıt Temelli Yaklaşımlar başlıklı 4. oturumda, Üreme Sağlığı Gönüllüleri adlı sosyal paylaşım ortamında da alana özgü kanıta dayalı bilgi paylaşımı yapan, bilimsel kanıtlar içeren çalışmaları meslektaşlarının kullanımına sunarak, doğum alanına çok değerli katkılarda bulunan, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kenan Ertopçu (İzmir) "Doğal Doğumu Destekleyen ya da Akışını Sınırlayan Uygulamalara İlişkin Kanıta Dayalı Yaklaşımlar" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Ertopçu, 20.yy başına kadar doğal doğum tanımının normal doğum tanımıyla eşdeğer kabul edildiğini (Anestezi ve cerrahi müdahale olmaksızın) belirtti. 1933 de G. Dick Read, doğumda aşırı ağrının korkuya bağlı gerilimden kaynaklandığını, gebenin solunum teknikleri ve diğer yöntemlerle doğuma hazırlanması gerektiğini vurguluyordu. Normal doğum kendiliğinden başlayan, ilaç uygulanmayan, spontan (kendiliğinden)  ilerleyen ve spontan doğuran gebeler için kullanılıyordu. Doğumda kullanılan bazı müdahaleler, doğum eyleminin hızlandırılması için kullanılan ilaçlar (ör. Suni sancı) normal doğum sınıflaması dışında tutulmaktadır. Ertopçu, risk grubunda olmayan gebeliklerin izleminde, doğum eylemi ve doğum sonu izlemde ebelerin en az doktorlar kadar güvenli bulunduğunu belirtmiştir.

doğum123

Kanıta dayalı çalışmalardan edinilen bilgilere dayanarak yaptığı sunumda Ertopçu, doğum ağrısıyla baş etmede ilaç dışı bazı yöntemlerin kullanılabileceği, bu durumun ağrıyı yok etmekten öte ağrı algısını azaltacağı ile gevşeme teknikleri, akupunktur, masaj, hipnoz, müzik dinleme, dikkatin dağıtılması ve benzeri uygulamalarla doğum ağrısını gidermeye dönük bilimsel çalışmalar ve kanıtları paylaştı. Doğum ağrısıyla baş etmede ilaç dışı bazı yöntemlerin kullanılabileceğini, güvenli olduğunu ancak yeterli ve üst düzey güçlü kanıtlar içeren çalışmaların olmadığını belirten Ertopçu, 7935 olgunun değerlendirildiği çalışmalarda, "ağrısız doğum" olarak adlandırılan epidural anestezinin kullanımıyla müdahaleli doğum  oranlarının arttığını söyledi. Ertopçu; ''Suda doğuma ilişkin olumlu deneyimlerinden bahsederek, suda doğumu tamamen desteklediklerini belirtenler olduğu kadar, suda doğumun enfeksiyon açısından tercih edilmemesi gerektiğini savunan, ancak doğuma kadar ki süreçte anne adayının rahatlamasına katkısı yönüyle sudan yararlanılabileceğini savunanlar da oldu'' dedi.

Anne ve Bebeğin İlk Terması Çok Önemli

Sempozyumun ikinci gününde, "Sağlık Ekibinin Doğal Doğuma Bakışı" başlıklı 5. oturumda Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi hekimlerinden,  Uzm. Dr. Atiye Aysemin Gürçağlar "Sezaryen Oranlarını Azaltma Stratejileri ve Doğal Doğum" başlıklı sunumunu yaptı. Doğal doğumun anne ve bebek için yararlarından bahseden Gürçağlar, bebek doğar doğmaz göbek kordonunun hemen kesilmesinin yanlış olduğunu, bebeği anne göğsüne yatırarak ve üzerine ısıtılmış havlu koyarak bir süre böyle yatmasının yararlı olduğunu, her şey yolunda ise göbek kordonundaki atımın durmasına kadar beklenmesi gerektiğini, bunun anne bebek iletişimi için gerekli olduğunu ve bebeğin şok yaşamadan dış yaşama uyum sağlamasına yardımcı olacağını belirtti. Gürçağlar normal doğuma ilişkin bazı saptamalarda bulundu: ''Normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerde solunum sıkıntısı gelişme riski daha azdır. Bebek normal doğum sırasında doğum kanalından geçerken ağzı ile temas ettiği bakteriler bağışıklık sisteminin gelişmesinde faydalı rol oynamaktadır. Normal doğum sırasında bebeğin kordon kanında daha fazla miktarda endorfin hormonu (mutluluk hormonu ) tespit edilmiştir. Doğumun ilerlemesi sırasında bebekte meydana gelen hormonal dalgalanmalar bebek doğduktan sonra anne ile bağlantı kurmasını sağlar. Bonding (Cilt teması) bebek ve annede endorfin hormon salınması daha fazladır ve doğum memnuniyeti artar''

Normal doğumda, annenin iyileşmesi ve günlük hayata dönme süresinin çok kısa olduğunu, hastaneden daha kısa sürede taburcu edildiğini, sonraki doğumlarını da normal yolla yapma şansı olduğunu, doğum sonrası enfeksiyon ve kanama benzeri komplikasyonlar daha az olduğunu, doğum sonrasında ağrı şikayeti sezaryene göre çok az olduğunu, ileriki hayatında geçirebileceği karın ameliyatları için bir risk taşımadığını belirten Gürçağlar; iyi koşullar içeren doğum odalarına, suda doğumun avantajlarına, ağrısız doğum ve sezaryen komplikasyonlarına da değindi.

dogum2

Annenin Doğum Öncesi Eğitimi Önemli

Sempozyumun 5. oturumu ve son konuşmacısı, Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığından ve Ebeler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Filiz Aslantekin, "Sağlık Ekibinin Doğal Doğuma Bakışı ve Doğal Doğuma İlişkin Çekinceleri" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Aslantekin, doğal doğumun gerçek tıbbi nedenler olmadan müdahale edilmeyen, annenin doğum öncesi aldığı eğitimlerle konu hakkında bilgisinin arttırıldığı, dolayısı ile de daha aktif rol üstlendiği doğum eylemi olduğunu, doğum fizyolojik bir olay olduğunu ve hastalık olmadığını, dolayısıyla doğal akışında gerçekleşmesi gereken doğal bir süreç olduğunu belirtti. Buna dayalı olarak da doğumda sağlık çalışanlarının izleyici ve rehber olması gerektiğine, gereksiz her türlü müdahaleden kaçınması gerektiğine vurgu yaptı ve doğal doğumla ilgili DSÖ ve Lamaze İnternational kuruluşunun önerilerini anlattı: ''Doğumun kendiliğinden başlamalıdır, doğum sırasında anne, özgürce hareket edebilir, anneye doğum süresince moral ve fiziksel destek sağlanmalıdır, rutin ve standart doğum uygulamalardan gerekmedikçe yararlanılmamalıdır, doğum esnasında anne ayakta ve doğal pozisyonlarda doğal olarak ıkınmalıdır, doğum eyleminin hemen ardından anne ve bebeği temas kurmalıdır, anne ve bebeğin farklı odalara konması söz konusu değildir''

Aslantekin bunun yanı sıra doğal doğumun günümüzde piyasalaştırıldığını, doğal doğumun aslında normal vaginal doğum olduğunu belirterek, sağlık personelinin doğal doğuma ilişkin görüşlerinin araştırıldığı bir çalışmanın verilerini paylaştı.

ebe7

Sempozyum Amacına Ulaştı

Sempozyuma üniversitelerden ve sahadan gelen katılımcılar ile öğrenciler bütün oturumları dikkatle dinleyerek, sorularıyla sempozyuma ilgilerini göstermiş ve sempozyumun ufuklarını açtığını ve kendileri için çok yararlı geçtiğini, yeni bilgiler paylaştıklarını belirttiler. Uz. Dr. Kenan Ertopçu, doğal doğumla ilgili tanım ve karşılıklı görüşlerin yansız, bilimsel ve hoşgörüyle tartışıldığı, konuların özenle seçildiğini, katılımcıların keyifle izlediğini ve sempozyumun konuyla ilgili en başarılı sempozyumlardan biri olduğunu düşündüğünü belirtti. Alana ilişkin tartışmalı konuların uzmanlarıyla tartışılmasını hedefleyen Doğum Sempozyumu; başarılı şekilde tamamlanmış, alana özgü nitelikli bilgilerin paylaşılmasına ev sahipliği yapmış ve amacına ulaşmıştır.

dogum

Doğum İnsan Hayatının En Özel Anlarından Biridir

Doğum Sempozyumunun açılış konuşmasını yapan Ebelik Bölümü Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mesude Uluşen konuşmasında doğumun, insan hayatının en özel anlarından biri olduğunu ve tüm toplumlarda bir canlının dünyaya gelişinin insanlığın en büyük bilmecesi olarak kabul edildiğini söyledi.  Uluşen; ''Doğumun tarafları her zaman sadece anne ve bebek değildir. Doğum her insana bir yönüyle dokunmaktadır. Kimimiz anne, baba, kimimiz teyze, hala, dayı, abla, ağabey, kimimiz kadın doğum hekimi ve ebe olarak doğum olayına bir yerinden dokunuruz. Bütün insanlar doğumun taraflarıdır ve doğum hepimizin hayatında önemli bir yere sahiptir.Her doğum eşsizdir ve özeldir. Bu nedenle de her birimiz özel ve eşsiziz. Anne ile bebek arasındaki fiziksel, duygusal ve manevi ilişki de aynı şekilde eşsizdir. Bu özel ve duygusal anın büyüsünün korunması doğal doğumun temelinde yer almaktadır.

Çok eski zamanlardan beri doğum anında kadına yardım eden yine bir kadındı. Doğum yapan kadına yardım eden en az bir kadın vardı.M.Ö.5000yıllarından kalma resimlerde çömelmiş ıkınan gebeleri ve arkadan ona destek olan kadınları görmekteyiz.Aristoteles, "doğum yapmakta olan kadına ancak daha önce doğum yapmış kadınların yardım etmesi" gerektiğini söylemiştir.

ebe9

Doğal doğum alanında uluslararası tanınırlığı olan ebeIna May Gaskinşöyle söyler: "Eğer bir kadın doğum yaparken tanrıça gibi görünmüyorsa, etrafındakilerden yeterince destek görmüyor demektir." Yapılan birçok bilimsel çalışma doğumda desteği olmayan kadınların doğum sonu depresyon yaşama oranlarının destek gören kadınlara oranla yüksek olduğunu göstermektedir. Ancak doğumların hastaneye taşınmasıyla birlikte ailesinden ve ev ortamından uzaklaşan kadın iyi bir sağlık hizmeti almakla birlikte doğumda destekten yoksun kalmış, bu da gebe kadının korkularını arttırmıştır.

İnsanlık tarihi boyunca doğumlar normal yaşamın bir parçası olarak doğal bir süreç olarak kabul görmüş olsa da, bu gün geldiğimiz nokta da, modern dünya da doğum eylemi tehlikeli bir sürecin başlangıcı olarak görülmekte ve kadınların yaşamlarını tehlikeye attıkları düşünülmektedir. Çok az insan doğum sürecinin neden bu duruma geldiğini sorgulamaktadır. Çünkü çoğu insan yorucu ve yıpratıcı doğumların normal olduğunu varsaymışlardır. Bilinmeyen her şey insanlarda korku kaynağı olmuştur. Doğuma ilişkin bilinmeyenler anne adayını ve ailesini korkutmaktadır.

Kadının bilgisinin artırılarak kendine güveninin, kendi kendine yeterliliğin geliştirilmesi de doğum korkusunu yenme ve ağrı kontrolünde etkili olmaktadır. Tabi ki her doğum bir takım riskler içerir ve doğum daima sürprizlere gebedir. Bununla birlikte doğum tedavi gerektiren bir hastalık da değildir. Doğal doğumun en çok kabul gören tanımı, kadının kendi içgüdülerinin rehberliğinde kendi doğumuna aktif olarak katıldığı ve müdahalenin olmadığı doğum eylemidir. Özü itibariyle ilaçsız, müdahalesiz doğumları ifade eden doğal doğum felsefesi kesinlikle gerektiğinde yapılan tıbbi müdahaleleri yok saymaz, göz ardı etmez.  "mümkün olan en az müdahale ile yapılan doğum" olarak tanımlandığında, doğal doğum tıbbi müdahaleleri reddeden değil, gerektiğinde yapılan müdahalelere onay veren bir kavramdır.

Bu bağlamda doğal doğum yaklaşımı bizi gereksiz müdahaleler yapmaya değil, olabilecek risklere karşı uyanık olmaya ve gebeleri çok iyi takip etmeye sevketmelidir. Bu noktada ise sağlık çalışanlarına düşen iyi bir gözlemci olarak, gebeliği ve doğumu çok iyi takip etmek, çıkabilecek sorunları erken fark etmek, gerekli tedbirleri zamanında alarak durumun kötüye gidişine engel olmak, buna rağmen oluşabilen komplikasyonlara ise zamanında ve doğru yapılan girişimlerle müdahale etmektir.

Her kadın ve her bebek özeldir ve en iyi şartlarda doğumunu gerçekleştirmeyi, evine güzel anılarla dönmeyi ister ve hak eder. Her annenin mutlu bir doğum deneyimiyle evine dönme hakkı vardır. Sağlıklı anne ve sağlıklı bebekle sonuçlanan doğumlar ise hepimizin ortak amacıdır. Sonuç olarak tek tek her bir anne ve bebeğin aile için önemini, her bir aileninse toplum için önemini düşündüğümüzde, sağlıklı doğan her bir bebek sağlıklı bir toplumun varlığına katkı sağlayacaktır.

Buradan yola çıkarak hazırladığımız çalıştayda, değişen doğum yöntemleri temelinde doğal doğum ve normal doğum kavramlarına ilişkin doğumun taraflarıyla birlikte bilimsel bir ortamda bilgi paylaşımında bulunmayı, doğuma ilişkin bilgilerimizi güncellemeyi, farklı açılarıyla doğumu, doğum yöntemlerini, doğumda seçilen yöntemlerin anne ve bebek üzerine olan etkilerini tartışabilmeyi, süregelen "doğal mı", "normal mi" tartışmalarına açıklık getirmeyi ve doğumun doğallığı konusunda bir farkındalık oluşturmayı amaçlamaktayız.

Bu sempozyumda değerli akademisyen ve klinisyenlerle yapacağımız paylaşımların, tartışmaların, üretilen bilgilerin tüm sağlık çalışanlarına, doğumda rol alan tüm sağlık personeline, geleceğin ebeleri olacak ebelik bölümü öğrencilerine katkı sunması ve hizmetlerine yansıtacakları bu bilgi ve deneyimlerin nihayetinde anne, bebek, aile ve genel olarak tüm topluma da katkı sunması umuduyla başarılı bir sempozyum diliyorum'' dedi.

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü