Göktürklerden Önce Türkler


     Üniversitemiz Tarih Kulübü tarafından Göktürklerden Önce Türkler başlıklı bit konferans gerçekleştirildi. Ankara Üniversitesinden Doç. Dr. Gürhan Kırilen'in konuşmacı olarak katıldığı programa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kemal Polat, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal, personelimiz ve öğrenciler katıldı. Kırilen, Göktürklerden önce Türk varlığının Çin coğrafyası içerisinde nasıl bir yere sahip olduğu, Göktürk dönemine bunun nasıl bir noktaya geldiği, nasıl zirveye ulaştığı konusunda bir sunum yaptı.

      Göktürkler'den önce Türklerle ilgili verilere Çin kaynaklarından ulaşıldığını kaydeden Kırilen; ''Çin Seddi göğün altını ikiye bölmüştür. Bu iki merkezden kuzeyde askeriyenin, savaşçılığın,  hayvancılığın baskın olduğu bir kültür çevresi oluşuyor. Bunların çoğunluğu Altay dilini konuşuyor. Çin Seddi'nin güneyi ise Çince konuştuğunu düşündüğümüz, farklılaşmakla birlikte daha çok kalemiye, bürokrasi, edebiyat gibi işlerle uğraşan bir yerleşik tarım topluluğunun yaşam alanı olarak ortay çıkıyor. Türk adının kaynaklara göre en erken 450'lerde kayda geçirildiğini biliyoruz, onun öncesindeki arayışlar sonuç vermiş değil. Oysaki sözünü ettiğimiz yer bozkır alanlarının içinde devletlerin, ovaların, tarım arazilerinin, büyük yerleşim yerlerin olduğu geniş bir coğrafya. Bu insanların en az bugünkü gibi farklı coğrafyalarda yaşayan insanlar gibi birbirlerinden farklı olması kaçınılmaz. O yüzden yeknesak bir Türk algısı ve tanımı yerine Türk'ü çok geniş bir şemsiye altında toplandığı tanımını yapmak daha yerindedir. Bugünkü Türk dünyası hem de o dünya içindeki Türkmenler, Azeriler, Anadolu; bizim kendi içerimizdeki Yörükler, Türkmenler, Aleviler gibi; Asya'nın daha doğusuna gidildiğinde Moğol topraklarında, onun kuzeyindeki Sibirya coğrafyasındaki insanların çeşitliliğine baktığımızda Türk varlığının 5. 6. yy'da da olduğunu düşünmemek için hiçbir sebep yok. Bugünkü çeşitliliğin aynısı o dönemlerde de var.'' cümlelerini kaydetti.

     Kırilen sunumuyla aynı adı taşıyan Göktürkler'den Önce Türkler adlı kitabında şöyle bir tanımlama yapıyor: ''Koyun, at, deve ve inek besler, oklarıyla avlanarak yaşam sürerler, ipek elbiseleri olmaz, yün ve deri kıyafetler giyerler. Yürüyüş sıraları veya alt-üst makamları yoktur, otağın önünde hep beraber rahatça oturur, gün bitinceye kadar hep birlikte yiyip-içip eğlenirler. Hal ve tavırları saygısız görünse de, birbirlerine haset etmez, angarya yüklemezler. Obaların her birinin kendi reisleri, başbuğları vardır. Mizacen kaba ve hiddetlidirler; obalar ve kendi soyundan olanlar tekvücut halinde akına çıkar, zorluklara birlikte göğüs gererler; canı gönülden destek olur, birbirlerinin arkasını kollarlar. Hayvanlarının sayısını ezbere bilirler ve hayvanlar açık alanda serbestçe yayılsa da kimse kimsenin malını çalmaz, hiç hırsızlık olmaz. Kadın erkek, küçük büyük ayrımı yapmadan herkes bir arada yaşar. Adetleri uyarınca; yalnızlık, dulluk ya da yetimlik nedir bilmeyen insanlardır onlar...''

göktürklerrr

     Program sonunda Doç. Dr. Gürhan Kırilen adına dikilen fidanın koordinatlarının yer aldığı sertifika Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Kemal Polat tarafından kendisine takdim edildi.